İstiklal Madalyası Kanunu ve Güncel Uygulama

02.06.2022 tarih ve 5635 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, Kurtuluş Savaşındaki hizmetleri tespit edilen toplam 7 şehit ve gazinin mirasçılarına, 66 sayılı İstiklal Madalyası Kanunu hükümleri uyarınca İstiklal madalyası verilmesine karar verildi. Milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasından 100 yıl sonra verilen bu kararın dayanağı olan mevzuata ve uygulamasına kısaca göz atalım…

Cumhurbaşkanı kararında yer bulan 66 sayılı İstiklal Madalyası Kanunu, henüz milli mücadelenin başlarında, Saruhan Mebusu Mustafa Necati Bey’in aşağıdaki gerekçeye dayandırdığı teklifi üzerine gündeme gelecektir:

Memleketi müdafaa ederek fedakârlıkta bulunan her şahsın bu tarihi hayatı hatırlatacak bir nişaneye sahip olmasını arzu etmesi kadar bir doğal his olamayacağı sabit olduğundan, olağanüstü çalışan kişilerin münasip bir usulle taltif edilmeleri gerekir. Gelişmiş veya ilkel tüm milletlerde fedakârlık karşılığı olarak icat edilen çeşitli taltif nişaneleri mevcut olup, Meclisimizin de bu büyük günlerin hâtırasını yaşatmak için aynı şekilde hareket etmesi arzu edilir.[1]

Kanunun görüşüldüğü 28 Kasım 1920 tarihli oturumda böyle bir uygulamanın gereksizliğine dair görüşler de öne sürülmüş, örneğin Karesi Mebusu Hasan Basri Bey şu sözleri sarf etmiştir:

Vatani hizmetler nişan için, madalya için yapılmaz. Vatan hizmeti maddi şeylerle takdir edilemez. Nişanla, madalyayla vatan hizmetini takdir ediyoruz zannedersek aldanmış oluruz. Vatan hizmetinin mükâfatı manevidir, vicdanidir. Eğer vatanperverleri maddi açıdan takdir etmek istiyorsak bunlara mensup oldukları daireleri tarafından bir takdirname göndermek kâfidir. Sonra Meclis için bir madalya teklif olunuyor ki zannederim bu, bir “hakkı kabul” olacaktır. Hakkı sükût demiyorum, hak kabul olacaktır. Binaenaleyh bunlar istibdat zamanlarına ait birtakım merasimden ibarettir.[2]

Hemen ardından Lazistan Mebusu Dr. Abidin Bey de Hasan Basri Bey’in görüşüne katıldığını beyan ederek şöyle diyecektir:

Memleketin müdafaasına hakikaten katılan nice arkadaşlarımız mahrum kalacak, hariçte kalacaktır. Böyle birkaç kişi yahut ben mebusum diye takayım da çıkayım harice, herkes görsün, hani ben de hizmet ettim, filân zamanda mebus bulundum… Bunu kendi namıma reddediyorum ve vatanını, memleketini müdafaaya dünyada herkes borçludur. Rica ederim bu, en fakir bir köylüye de verilecek mi? Katiyen verilmeyecek. Yalnız kumandan olanlara ve bilmem nelere verilecek, geriye kalanların tamamı almayacaktır. Eğer halka, memleketin tüm fertlerine verilecekse ben de razıyım. Fakat bunun lüzumu yoktur. Fazla bir masraftır ve vatan müdafaası katiyen hediye ve nişan karşılığı olmamalıdır. Zaten hepimiz onun müdafaası için ortaya atıldık, bir köylü de memleketin müdafaası için kendini ortaya atmıştır. Binaenaleyh mademki her tarafa teşmil edemeyeceğiz, yalnız orduya kumanda edenlere ve bir de mebuslardan birkaç kişi gitmiş ise onlara verilmeli, yoksa koltukta oturduğumdan dolayı veya filân zamanda mebus bulunduğumdan dolayı değil. Ben bunun aleyhindeyim. (Meclis sıralarından alkışlar yükseliyor.)[3]

Bu tartışmaların yaşandığı oturumda kanunun kabulü için gerekli olan yetersayı bulunmadığından 29 Kasım 1920 tarihli oturumda oylama yapılmış ve katılan 92 mebustan 56’sının geçerli kabul oyu kullanması üzerine teklif kanunlaşmıştır.[4]

66 no.lu İstiklal Madalyası Kanunu’na göre bu madalya, cephede bilfiil kahramanlık gösteren komutan, asker ve diğer fertler ile cephe gerisinde istiklal için azami çalışanlara ve yine bu uğurda şehit olanların büyük evladına yahut ailelerine verilecektir. Bu teklifler Heyeti Vekile’ye sunulacak ve burada uygun bulunması üzerine Büyük Millet Meclisince kabul ve tasdik edildikten sonra ilgililere madalya verilecektir. Kanunda ayrıca Büyük Millet Meclisi üyelerine de birer madalya verilmesi öngörülmüştür.

Kanunun altıncı maddesinde, istiklal madalyasının sağ meme üzerine her gün asılacağına, yedinci maddesinde de kişilik haklarını kaybedenler ile cinayetten mahkûm olanların bu madalyayı asma hakkı bulunmayacağına hükmedilmiştir. Kanunda ayrıca madalya sahiplerine askeriye, mülkiye ve zabıta tarafından özel hürmet gösterileceği belirtilmektedir.

Bundan sonraki süreçte Meclisin zaman zaman milli mücadeleye kahramanca hizmet eden kişilere istiklal madalyası verilmesi yönünde kararlar aldığını görüyoruz.[5]


[1] TBMM Zabıt Ceridesi, 28.11.1920, Cilt: 6, s. 102.

[2] TBMM Zabıt Ceridesi, 28.11.1920, Cilt: 6, s. 103.

[3] TBMM Zabıt Ceridesi, 28.11.1920, Cilt: 6, s. 103-104.

[4] TBMM Zabıt Ceridesi, 29.11.1920, Cilt: 6, s. 120.

[5] Örnek: 1 Kasım 1921 tarih ve 185 no.lu 27 Zatın İstiklâl Madalyasıyla ve 64 Zatın Takdirnameyle Taltiflerine Dair TBMM Kararı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.