Gazi Meclis’te Edebiyat

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920’de sadece savaşı değil, külliyen memleketi idare etmek üzere toplanmıştı. Bu yüzden bir yandan işgale direniyor, öte yandan iç isyanları bastırıyor, bir yandan vergi koyup maaş bağlıyor, öte yandan da ihracat ve ithalat işlemlerini düzenliyordu. Milli mücadele bütün şiddetiyle sürerken yazı, yazar, şiir, şair, velhasıl edebiyat da zaman zaman Meclis gündemine konu olacaktı.

İstiklal Marşı’nın Kabulü

Maarif Vekâleti, 25 Eylül 1920’de milli mücadelenin ruhunu en iyi şekilde ifade edecek bir marş vücuda getirmek üzere bestelenecek şiiri seçmek için 3 ay süreli ve 500 lira ödüllü bir yarışma açmış, yarışmaya 724 ayrı şiirle katılım olmuştu. Bunlar arasından seçilen 7 şiirden biri olan Mehmet Akif’e ait eser, 1 Mart 1921 tarihli oturumda Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından aralıksız alkışlar eşliğinde okundu. TBMM tutanaklarını incelediğimizde, Mehmet Akif’in eserinin mebusların birçoğundan büyük beğeni toplamakla birlikte bazı mebusların şiire hem içerik hem de usul açısından karşı çıkması sebebiyle tartışma çıktığını görüyoruz:

Kütahya Mebusu Besim Atalay Bey – Evvelâ bu gibi şiirlerin memleketin maruz kaldığı felâketlere ağlayarak, titreyerek, evvelâ güftesi değil, bestesi söylenir. Memleketin ısmarlama şiirlere verilecek parası yoktur!

Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey – Arkadaşlar, biz halkın ruhunu, heyecanını ifade eden şiirler yazmaları için şairlerimize müracaat ettik. Hiçbirisi para hakkında bir şey söylememiştir. Mehmet Akif Bey -ki bu, şairler arasında para meselesinden kaçınan arkadaşlarımızdan birisidir- zaten senelerden beri en yüksek ve en ilahi bir belagatle yazmıştır. Yeniden yazmaktan çekinmesi, bazılarının hatırına para gelir diye korkmasındandır ve ona binaen yazmamıştır. Ben gelen şiirleri okuduktan sonra, bu işte vazifedar ettiğiniz bir arkadaşınız sıfatıyla, arzu ettim ki bir kuvvetli şiir daha bulunsun ve kendilerine müracaat ettim. Bunun üzerine kendileri de bir şiir yazdılar, gönderdiler.

Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey – Katiyen Hamdullah Suphi Bey’in aceleciliğine iştirak edemem. (Sıralardan “Biz ederiz!” sesleri yükseliyor) Edemem; zira bir kere bu marş milletin ruhundan doğma bir marş değildir. Besim Atalay Bey’in hakkı vardır. Milletin ruhuna tercüman olacak bir marş olmalı. (Gürültüler)

İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey – Efendiler, bendeniz anlamıyorum. Bu bir Meclis-i Milli işi midir? Bir encümen-i edebî işi midir? (Sıralardan “Millet işidir!” sesleri yükseliyor) Millet işidir. Şüphesiz efendiler, fakat bildiğiniz üzere şiir meselesi bir sanat meselesidir. Eğer bunu tercih etmek hakkını biz üstleniyorsak, aramızda şiirle uğraşmış arkadaşlarımızdan bir edebi encümen kuralım, onlar tetkik etsinler.

12 Mart 1921 tarihli oturumda gerçekleşen bu tartışmanın ardından yapılan oylama sonucu Mehmet Akif’e ait şiir İstiklâl Marşı olarak kabul edilecektir. Marş, oylamanın ardından Hamdullah Suphi Bey tarafından sürekli alkışlar arasında yeniden okunmuştur.

Fransız Yazara Teşekkür

1922 yılının başında da Gelibolu Mebusu Celâl Nuri Bey ile arkadaşlarınca önerge verilmesi üzerine Meclis’in gündemine Fransız bir yazar konu olacaktır.

Claude Farrere, vatandaşı olduğu Fransa’nın karşı duruşuna rağmen milli mücadeleyi destekleyen ve Türklerden övgüyle bahseden bir yazardır. İşte 21 Ocak 1922 tarihli oturumda, bir Türkiye âşığı olup Türkiye lehine yazılar kaleme alan Fransız Claude Farrere’e TBMM tarafından teşekkür edilmesi kararlaştırılmış, oylama yine alkışlar eşliğinde yapılmıştır. Daha sonra Farrere’in adı İstanbul’da bir caddeye de verilecektir.

Şairlere Yardım

Gazi Meclis, milli mücadele döneminde ve yeni devletin kurulduğu ilk yıllarda devasa maddi kaynak sıkıntısı yaşanmasına rağmen vatan hizmetinde bulunan kişilerin geride bıraktıkları ailelerinin durumunu da görmezden gelmeyip ilgililere maaş tahsisatı yapmış, hatta bu bahiste şairleri bile ihmal etmemiştir.

Örneğin 1924 yılında, maddi sıkıntılar yaşadığı öğrenilen Şair Abdülhak Hamit Tarhan’a bir “milli vefa göstergesi” olarak maaş tahsis edildiğini görüyoruz. Kanunun görüşüldüğü 18 Mart 1924 tarihli oturumda söz alan Ergani Mebusu Kazım Vehbi Bey, böyle bir düzenlemenin gerekliliğini şu sözlerle ifade etmektedir:

Muhterem efendiler, Abdülhak Hamit namı, Türk edebiyat tarihinde mesut ve ebedi bir nam olarak geçecektir. Hâlihazırdaki muazzam inkılap ve ihtilale sebep olan fikirler, merhum Namık Kemal ile Abdülhak Hamit Bey’den doğmuştur. Namık Kemal ile yürüyen üstada, gelecek nesillerin şükran borcu pek büyüktür. Yüce Meclisimiz, Abdülhak Hamit Bey hakkında göstereceği lütufla, Türk milletinin irfan ve deha sahiplerine yaklaşımı açısından büyük bir şükran numunesi göstermiş olacaktır. Haber aldığımıza göre büyük şairimiz şu an büyük bir zorluk içerisinde bulunuyor. Senelerce Türk milletinin ihtiyaçlarını dile getiren ve halen getirmekte olan şairin maddi ihtiyacını biz temin edemezsek, zannederim çok ayıp olur.

Bu konudaki kanun teklifine ilişkin oylama 19 Mart 1924 tarihinde tamamlanmış; oturumda hazır bulunan 150 mebustan 132’si kabul, 16’sı ret ve 2’si de çekimser oy kullanmış, böylece Türk Şairi Abdülhak Hamit Bey’e Kaydıhayat Şartıyla Hidemat-ı Vataniye Tertibinden Maaş Tahsisine Dair Kanun kabul edilmiştir. Kanuna göre yaşadığı süre boyunca şaire 10.000 kuruş maaş ödenecektir.

Aynı yıl içinde Zonguldak Mebusu Ragıp Bey ve arkadaşlarınca sunulan kanun teklifi üzerine Ziya Gökalp’in ailesine de maddi yardımda bulunulmuştur. Teklif metninde, “bütün hayatını vatan ve millete adayan, milli mücadelenin ruhu ve dayanağı olan milliyet fikirlerini yayınlayarak milletin kalbinde ebedi bir minnet ve şükran bırakan merhum Ziya Gökalp’in kimsesiz kalan ailesine maddi yardımda bulunarak sahip çıkılması gerektiği” belirtilmektedir. Bu teklife dair 11 Kasım 1924 tarihinde yapılan oylama neticesinde Merhum Ziya Gökalp Bey’in Ailesinin Terfihine Dair Kanun kabul edilmiştir. Kanuna göre Ziya Gökalp’in ailesine bir defaya mahsus 5000 lira ödenecek, ayrıca eşi Vecibe Hanım’a yaşamı süresince her ay 50 lira, kızları Seniha, Hürriyet ve Türkan Hanımlara da evlendikleri tarihe dek her ay 30’ar lira maaş verilecektir.

Kaynakça

TBMM Zabıt Cerideleri (01.03.1921, Cilt: 9, s. 13-14; 12.03.1921, Cilt: 9, s. 86-90; 21.01.1922, Cilt: 16, s. 97; 18.03.1924, Cilt: 7/1, s. 648-729; 11.11.1924, Cilt: 10, s. 172-173.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.